7 Ekim 2015 Çarşamba

MAVİCİN


Yanlış okumadınız! "Mavicin". Acaba mı? larınızı duyar gibiyim. Blue jean ya da blucin yazsam bu kadar şaşırmazdınız herhalde. Ne de olsa dilimize böyle pelesenk olmuştur yılların sonunda.

Peki sadece moda dünyasının değil tasarım dünyasının da önemli ürünlerinden biri olan blucin nasıl ortaya çıkmış? İlk kim üretmiş? Nerede üretilmiş? İlk kim giymiş? Bunlar tabi ki merak edilen sorular ama benim asıl merak ettiğimse, onun bu kadar kalıcı bir efsane olmasının sebebi. Bunları merak ediyorsak eğer, hep beraber bu yazıyı yazarken cevapları da bulabiliriz.

Gelmiş geçmiş en uzun soluklu moda ürünü… Ulaşmadığı insan grubu kalmayan, girmediği ülke bulunmayan,  modanın en önemli kilometre taşlarından biri… Mavi Cin.

Blue jeans ya da jeans denilen bu ürünün çıkış noktası İngilizce ‘’denim’’ denilen bir kumaş türü. İtalya‘da bulunan Genoa (Cenova) kentinde, denizcilerin teknelerindeki eşyaları hava koşullarından korumak için ürettiği “denim” türü kumaşlardan, daha sonraları pantolon yapılmaya başlanıyor. Böylece Jean, deniz ticareti yoluyla, başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın farklı bölgelerine ulaştırılıyor. Genoa’ nın Fransızca karşılığı olan “genes” de böylece “jean” kelimesinin çıkış noktası oluyor. Fransızlar bu ürünü baştan üretmeye çalışsalar da başarılı olamıyorlar. Onun yerine, Fransızcası “nimes” (Fransa’da bir şehir) olan “denim” benzeri bir kumaş üretiyorlar. 19.yy sonlarına gelindiğinde,  jeans artık Amerika kıtasına ulaşıyor.

Amerika’ da kullanımı 1837’lere kadar uzanan jean, o zamanlar ilk olarak maden işçilerinin dayanıklı kıyafet ihtiyacı sebebiyle üretiliyor. Madencilerin çalışmaları sırasında olmazsa olmaz iş kostümleri haline gelen jean tulumların kırılma noktası,  günümüze kadar ulaşmasını sağlayan Amerika’da oluyor.

Levi Strauss ve Jacob Davis’ in işbirliğiyle denim kumaştan jeanler üretilmeye başlanıyor. Daha sonraları bu ikili, jeanlere bakır perçin ile tutturulan cepleri ekleyerek jeani daha rahat ve sağlam hale getirerek, yaptıkları uygulamanın patentini alıyorlar.Bunun akabinde ülkede pek çok jean üreticisi oluşuyor.

1913 te Lee markası sadece ilk jean işçi tulumunu üretiyor. Ürünün popülerliği, Amerikan ordusu piyadelerinin resmi kıyafeti olmasıyla ve 1929 büyük ekonomik buhranla birlikte işlerini kaybeden Amerikalıların kol kuvveti gerektiren işlere girmeleriyle, jean tüketimi gittikçe artıyor.Bunun ardından, Amerikan kovboy filmlerinde, rahatlığı, özgürlüğü ve asiliği simgelemeye başlıyor jean.

Film endüstrisi ve Amerikan askeri güçleri sayesinde, jeanin şöhreti  Avrupa’ya taşınıyor.Avrupalılar Amerikan askerlerinin üzerindeki gördükleri  jeanleri para karşılığı almayı talep ediyorlar. Yani yine Amerika, başkasından aldığı ham maddeyi,  işleyip, geliştirip aldığı yere geri satıyordu. (Üretimin en önemli taktiği)

1960 larda Levis firması tulumlarını jeans adı altında piyasaya sununca,  gençlerin benimsediği bu terim moda sektörüne de böylece girmiş oluyor.

Jean, 1971 yılında Vogue dergisine kapak olmasıyla tasarım sektörüne giriyor ve Calvin Klein , Gioria Vanderbilt, Guess Jordache, Sergio Valente gibi pek çok marka, tasarımlarında denim kumaşlı ürünlere yer vermeye başlıyorlar.



Türkiye’ye gelince…  Türkiye’nin 1930lar ve 1940 lardaki burjuvazisi, yeni cumhuriyetin yeni gençleri, batıya yaptıkları yurtdışı gezileri sırasında jeanle tanışıyorlar. O dönemde, yeni neslin özellikle kadın çoğunluğu pantolon giymediği (giyse bile toplum tarafından garipsendiği) için, bu ürünü almaya pek çok kişi cesaret edemiyordu. Fakat, Mina Urgan gibi bazı kişilerse aksine fazlasıyla cesurdu.

Mina Urgan kendi hayatından parçalar paylaştığı “Bir Dinazorun Anıları” kitabında bahsettiği üzere,  gençliğinde Karaköy’den işçi tulumları alıp giyiyordu ve bunları kalın mavi kumaştan, oldukça rahat göğüs kısmında büyük cepleri olan işçi tulumları olarak tanımlıyor, bunun jeanin çıkış noktası olduğunda ısrar ediyordu. Bilmeden bir gerçekte ısrar ediyordu aslında. Evet bunlar jeanin çıkış noktasıydı. Daha sonraları ülkede denim ve jean pantolon üretiminin başlamasıyla, Mina Urgan sürekli jean giydiğinden bahsediyor ve jeanin sosyolojik durumunu kendine göre şu cümlelerle tanımlıyordu. "Blucinleri politik nedenlerden ötürü; erkek, kadın, varlıklı, yoksul bütün gençlerin hatta bazı orta yaşlıların giydikleri bu pantolonları kadın erkek ayrımlarını da sınıf ayrımlarını da yadsıyan gerçek bir eşitliğin ve gerçek bir demokrasinin simgesi sayıyorum. Ülkemizde 12 eylül rejimi sırasında blucinlerin tehlikeli komünist eğilimlerin simgesi olarak görülüp, yasaklanması da ilginçtir. Halbuki jean gençliğin özgürlüğün, asiliğin simgesi olmanın yanında asıl olarak eşitliğin, denkliğin simgesi olmuştur."

Türkiye’de denim kumaş ilk defa 1983 yılında Adana’da Bossa firması tarafından üretiliyor. Bugün dünyanın pek çok farklı markasına denim kumaş temin eden firma halen üretimine devam ediyor.

Modayı takip edelim ya da etmeyelim, bizim için önemli olsun ya da olmasın pek çoğumuzun hatta nerdeyse hiçbirimizin jeanden vazgeçebileceğini sanmıyorum.

Birbirimizle her ne kadar fikren pek uyuşmasak da jeanen çok uyuştuğumuz ve birleştiğimiz söylenebilir. İçinizden kimsenin iyi kesimli, tam tabiriyle vücuda "güzel oturan" bir mavicine karşı çıkmayacağını biliyorum.

Hiçbir yerde olmayan eşitliği bize getiren Mavicin?... Var-ol! 

Lana Del Rey - Blue Jeans 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder